Bir Sosyal Kedi

Oc 19

(Kaynak: tttttakooo, rainbower gönderdi)

Kardan kız oldum!
Oc 8

Kardan kız oldum!

Dışarısı soğuk. Yeni yılın ilk günü. Gecenin yorgunluğunu atmak için banyoya girdim. Şampuanım bitmiş. Etrafıma bakındım. Geçen yaz Antalya’daki otelden aldığım Bvlgari Şampuan bir köşede duruyor. Pek fazla kullanmıyorum onu. Şişesi küçük, biter diye korkuyorum. Ama bu sefer kullanacağım. Açtım kapağını, şaçlarıma sürdüm. Kokusu etrafa yayıldı…

Duştayım. Antalya’daki otelin duşunda. Saat gece 02.00. Şampuanlanıyorum. Gece yorgun argın yemekten gelmemize rağmen, villanın önündeki havuzun son kez tadını çıkarmak istiyorum. Bomboş havuza giriyorum. Gecenin bir vakti yalnız ben varım. Elimi kıpırdatınca dalgalar küçükten büyüğe tüm havuza yayılıyor. Ya da suya doğru nefes aldığımda su yine titreşiyor. Koskoca havuzu tek başıma titreştiriyorum. Gökyüzü kapkaranlık, yıldızlar parlıyor. Sanki kara, esmer bir kadın pırlantalar takıp takıştırmış. Sonra çıkıp duşumu alıyorum. Herkes uyurken balkonda tek başıma bira içip cips yiyorum. Sevgilime telefon ediyorum. Havuz ve esmer kadın da benimle bira içiyor.

Saçımı duruladım. İlk şampuan çok köpürmedi, bir kez daha şampuanlanlandım. Şampuanın kokusu etrafa yayıldı

Duştayım. Antalya’daki otelin duşunda. Saat yine geç. Şampuanlanıyorum. Yine yorgunuz. Ama Feride teyzem “bu fırsat kaçmaz, değerlendirin” diyor. Kuzenim zaten yüzmeye dünden razı. Havuza giriyor. Bana ısrar ediyorlar. Ama çok uykum var. Neden sonra kuzenime imrenip havuza giriyorum. Annemler balkondan bize el sallıyor. Havuzda komşk komik konuşan iki İtalyan da var, sonra çıkıyorlar ama. Hava kapkaranlık, havuzun en ucuna gitmeye korkuyoruz. Ama gitmek hoşumuza gidiyor, heyecanla karışık güzel bir korku içimizi kaplayan. Gittikçe ağaçlar kaplıyor her yanı, gökyüzünün karanlığı dalların arasından gözüküyor. Esmer kadın bu kez yırtık pırtık bir elbise giymiş. Kara teni yırtıkların arasından gözüküyor. Eve dönüyoruz. Duş alıyorum. Her yeri batırıyorum, banyo ıpıslak. Feride teyze bir bana bir otele söyleniyor. Böyle banyo kapısı mı yapılırmış? Havluyla suyu sıkıp sıkıp duruyor. Öyle sıkıyor ki kolları ağrıyor. Biz pijamalarımı giyiyoruz, kıkırdayarak uyuyoruz.

Duştaydım. Saçlarımı ikinci kez durulayıp gözlerimi açtım. Evdeydim. Banyo buram buram Bvlgari kokuyor…Dışarısı soğuk. Yeni yılın ilk günü. İçim sıcacık…

Oc 1
Kokusu etrafa yayılınca…
clottedcreamscone:

Rudolph and Snowman by teacherjoseluis on Flickr.


Yeniyilyeniyilyeniyilyeniyil
Ara 8

clottedcreamscone:

Rudolph and Snowman by teacherjoseluis on Flickr.

Yeniyilyeniyilyeniyilyeniyil

(slnsyhn gönderdi)

Stüdyo Oyuncuları’nın bir tanesi Pırasa! :)
Ara 5

Stüdyo Oyuncuları’nın bir tanesi Pırasa! :)

İÇİ DOLU KALEMCİK

Fonda Beatles çalıyor… 

Kırtasiyelere karşı hep bir zafım olmuştur. Geçenlerde fotoğraf bastırmaya bir yere gittim Beşiktaş’ta. Yanında rengarenk kalemler olan bir kırtasiye… Hani böyle küçük, şirin, renk renk, eski bir dükkan. Sıraselviler’deki müzik kursumun yanında vardı böyle bir yer. Tek basamakla kaldırıma göre daha alçakta kalan mağaramsı bir yerdir burası. Bu tip yerler daha çok resim öğrencilerine yöneliktir. Küçükken annemle giderdik, o kare kare şeker gibi pastel boyalara bayılırdım da ileride  ressam olmak ve öyle gelip onları almak isterdim. Büyüdüm, ressam olmadım ama o heyecan hiç gitmedi içimden. Hep aynı amca.. Ben notaları fotokopi çektiriyorum ama gözlerim fıldır fıldır, kalemlere bakıyorum. Timur Selçuk Sanat Merkezi’nin yanıdır burası. “Timur Hoca’ya selamlar” der, çıkarım bende oradan, kocaman eski kapıyı var gücümle iter, kursun nostaljik asansörüyle yukarı çıkarım. 


Burası da bana o zamanları hatırlattı. Küçükken bir de minicik kalır, kaybolurdum o kalemlerin arasında. Dayanamadım rengarenk uçlu kurşun kalemlerden aldım bir tane…


-Buyrun küçük hanım.


-Teşekkürler… Çok tatlı yapmışsınız dükkanı.


-Teşekkürler efenim…


Amca eski İstanbul beyefendisi… Kullanmayacağımı bile bile hatıra diye aldığım kalemim çantamda, sırıtarak ilerliyorum. Bir anlık girdiğim nostaljik o andan çıkıyorum, dar sokaklardan kalabalık caddeye ulaşıyorum.

Ve söz veriyorum…Emekli olunca böyle bir dükkanım olsun! :)
Ara 5

İÇİ DOLU KALEMCİK

Fonda Beatles çalıyor…

Kırtasiyelere karşı hep bir zafım olmuştur. Geçenlerde fotoğraf bastırmaya bir yere gittim Beşiktaş’ta. Yanında rengarenk kalemler olan bir kırtasiye… Hani böyle küçük, şirin, renk renk, eski bir dükkan. Sıraselviler’deki müzik kursumun yanında vardı böyle bir yer. Tek basamakla kaldırıma göre daha alçakta kalan mağaramsı bir yerdir burası. Bu tip yerler daha çok resim öğrencilerine yöneliktir. Küçükken annemle giderdik, o kare kare şeker gibi pastel boyalara bayılırdım da ileride ressam olmak ve öyle gelip onları almak isterdim. Büyüdüm, ressam olmadım ama o heyecan hiç gitmedi içimden. Hep aynı amca.. Ben notaları fotokopi çektiriyorum ama gözlerim fıldır fıldır, kalemlere bakıyorum. Timur Selçuk Sanat Merkezi’nin yanıdır burası. “Timur Hoca’ya selamlar” der, çıkarım bende oradan, kocaman eski kapıyı var gücümle iter, kursun nostaljik asansörüyle yukarı çıkarım.

Burası da bana o zamanları hatırlattı. Küçükken bir de minicik kalır, kaybolurdum o kalemlerin arasında. Dayanamadım rengarenk uçlu kurşun kalemlerden aldım bir tane…

-Buyrun küçük hanım.

-Teşekkürler… Çok tatlı yapmışsınız dükkanı.

-Teşekkürler efenim…

Amca eski İstanbul beyefendisi… Kullanmayacağımı bile bile hatıra diye aldığım kalemim çantamda, sırıtarak ilerliyorum. Bir anlık girdiğim nostaljik o andan çıkıyorum, dar sokaklardan kalabalık caddeye ulaşıyorum.

Ve söz veriyorum…Emekli olunca böyle bir dükkanım olsun! :)

Kas 24

hayalcihayat:

Sesli Alıntı

“Yalnız’ın Durumları” şiirini birsosyalkedi ile birlikte seslendirdik. :)

(hayalcihayat gönderdi)

Arabamin ilk hali:))
Kas 22

Arabamin ilk hali:))

(Kaynak: tokyo-bleep, pasteldunya gönderdi)

Kas 22

(Kaynak: wearerunningwild, pasteldunya gönderdi)

Kas 20